mem

BİYOGRAFİ

GİRİŞ

İHTİYAÇLAR ve KAYNAKLAR

MİLLİ EKONOMİ MODELİ'NDE İNSAN

PARA NEDİR?

VERGİ

EMİSYON

SENYORAJ

FAİZ

DIŞ TİCARET

SONUÇ

Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi '05 Kapanış Konuşması /
Prof. Dr. Haydar BAŞ
Türkçe English Russian German

Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi '05 Sonuç Bildirgesi

Uluslararası Milli Ekonomi Modeli '07 Heidelberg Almanya kongresi görüntüleri






ONLINE: 35

Prof.Dr. Muhammad al-FARUQUE, Illinois Üniversitesi
Temel Görüş:
Milli Ekonomi Modeli kendi ayakları üzerinde durabilen ve daha iyi bir gelecek inşa etme gücüne sahip alternatif bir model…

İnancım tamdır ki, bu model sadece Türk Milletini değil, aynı zamanda bütün insanlığı daha müreffeh yarınlara taşıyacaktır.

Takdim:
Ekonomi disiplini insanlık tarihi kadar eskidir.
İlk toplumlarda kaynak bolluğu mevcut olmasına rağmen, insanlık bu kaynakları değerlendirme ve kendi yararına kullanma konusunda sınırlı bilgiye sahipti.

Bildiğimiz kadarıyla, hayat tarzı daha az kompleksti, bu yüzden kaynaklara olan talep de sınırsız değildi.

Fakat, insanlar kaynakları değerlendirmek için yeni yeni teknikler öğrendikçe, gerek bireysel, gerekse toplumsal olarak daha fazla servete sahip olma hırsı da arttı.

Zaman geçtikçe, insanlığın bilgi ve birikimi arttıkça, özellikle geçtiğimiz 1–2 yüzyıl içinde, ekonomik faktörlerin ve faaliyetlerin daha iyi anlaşılabilmesi için kurumlar oluşturuldu, araştırmalar yapıldı, teşvik için ödüller verildi, toplumsal ve bireysel gayretler sarf edildi. Sonuç olarak, kaynak kullanımını sistematize etmek ve ekonomik faydalarını en üst düzeye çıkarabilmek için, gelir, bölüşüm, kaynaklar, sahiplik, pazar, talep, arz, kontrol gibi alanlarda çeşitli teoriler geliştirildi.

Ekonomik kaynakları insanlığın yararına sunma ve insanları fakirlikten kurtarma gayretlerindeki önemli artışlara rağmen, dünya, önceki yüzyıllardakinden daha fazla bir ilerleme sağlayamamıştır.

Bu, mantık dışı bir durumdur.

Kaynakların haksız dağıtımı ve adil olmayan servet bölüşümü sorunları, önceki dönemlere göre daha derinleşmiştir.

Toplumun her kesimine fayda sağlaması beklenen hızlı teknolojik ilerlemeler, aksine geniş kitlelerin faydalanmasından öte, daha çok gerilim ve eşitsizliğe sebep olarak, servetin belli ellerde toplanmasını pekiştirmiştir.

Yakın geçmişte dünya, kapitalizm ve sosyalizm gibi iki temel ekonomik sistemi tecrübe etti. Sosyalizmin yetersiz ve etkisiz bir sistem olduğu ortaya çıktı ve bu yüzden bu sistem, temel unsurlara ve sorunlara cevaz bulma imkanını kaybetti.

Hala ekonomi sahasında ağırlıklı olarak yer alan kapitalizm ise, toplumda azınlığın çıkarlarını hakim kılarak, çoğunluğun kaderini tehlikeye attığı konusunda şiddetli eleştirilere maruzdur.

Kapitalizm de toplumun tamamının yararını gözeten, cömert bir ekonomik sistem olma konusunda sınıfta kalmıştır.

Kapitalizm toplumda sadece bir avuç azınlığa yarar sağlamış, geri kalan kesimlere ise açlık ve sefalet yüklemiştir.

Toplumu varlık sahipleri ve yoksullar olarak bölen kapitalizm, güçlü azınlığın zayıf çoğunluk üzerindeki sömürüsünü de arttırmıştır.

Kapitalizm ayrıca, sömürülen ve sömüren kesimler arasında bir düşmanlık ve husumet ortamı inşa etmiştir.

Kapitalizm, insanların uğrunda gözyaşı döktükleri huzur yerine, daha fazla istikrarsızlık getirmiştir.

Bu sistem, savaş yanlısı ve saldırgan olanların ellerini güçlendirirken, hayatta kalabilmek için sürünen ve çile çekenlerin zulme uğramasına neden olmuştur.

Yanlış olan nedir?

Neden bu ekonomik sistemler yöneldikleri, amaçladıkları gayeleri gerçekleştirememişlerdir? Bu sistemlerin dizaynını motive eden unsurlar mı sakattır?

Yoksa bu sistemler dizayn edildikleri gibi uygulanamamışlar mıdır?
İnsanlığın ekonomik yararı için daha iyi sistemler var mıdır?

Dünya, mevcut ekonomik sistemlerin yetersizliklerinin üstesinden nasıl gelebilir?
Bu çözümleri, mevcut ekonomik sistemlerin içinde mi yoksa dışında mı aramalıyız?

Bu ve buna benzer bir çok soru, bireyleri ve kurumları cevap aramaya, yeni makro ve mikro ekonomik modelleri tartışmaya, test etme ve uygulamaya teşvik etmiştir.

Prof. Dr. Haydar Baş tarafından, Müslüman Türk kimliğine uygun olarak geliştirilen Milli Ekonomi Modeli (MEM) işte böyle bir çabanın ürünüdür.
Bu modelde Prof. Dr. Haydar Baş, makro ve mikro ekonomik analizler ortaya koymakta, ekonominin sosyal fayda yönünü kuvvetli bir şekilde savunmaktadır.

Kapitalist modelin aksine Prof. Dr. Baş, kaynakların sınırlı olmadığını, kaynakların herkesin yararına ve optimal kullanımını mümkün kılan bir ekonomik model oluşturmanın mümkün olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu model, toplumdaki bütün bireyleri, hiç kimseye bağımlı olmaksızın yaşamlarını sürdürebilecekleri, asgari bir gelir düzeyine ulaştırmanın yollarını ve kaynaklarını ortaya koymaktadır.

Model, bunun yanında, devleti ve parayı, hedeflenen ekonomik çözümlerin elde edilmesinde önemli bir güç olarak kullanmayı amaçlarken, para ve kaynakların dar bir kesimin elinde tekelleşmesini önlemeyi de garanti etmektedir.

Yeni model, paranın maliyetsiz olmasını ve herkes tarafından elde edilebilir olmasını da güvence altına almaktadır.

Modern ekonomide bireylerin karşılıklı bağımlılık içinde mi oldukları, hiç kimseye bağımlı olmadan yaşayıp yaşayamayacakları, akademisyenlerin karara varmalarını gerektiren bir tartışma konusudur.

Burada önemli olan şudur ki, Milli Ekonomi Modeli kendi ayakları üzerinde durabilen ve daha iyi bir gelecek inşa etme gücüne sahip bir alternatif ekonomik modeldir.

İnancım tamdır ki, bu model sadece Türk Milletini değil, aynı zamanda bütün insanlığı daha müreffeh yarınlara taşıyacaktır.






Yazıcıya Gönder
Yazıyı tavsiye et







 
Ziyaretçi IP: 38.107.191.96